İbn-i Selman ve Nevfel

 

   Günler, aylar geçmiş mevsimler değişmiş ve bahar gelmiştir. Leyla evinde bitkin ve mutsuz yaşamaya devam etmektedir. Etrafındaki bütün güzelliklere rağmen Leyla her gün Mecnun’u düşünmekten hayattan tat alamamaktadır. Annesi, Leyla’nın bu durumuna daha fazla dayanamaz ve hizmetçi kızlarla beraber kırlara çıkıp eğlenmesi için onu ikna eder. Hizmetçi kızlar kırda Leyla’yı eğlendirmek için her şeyi yaparlar ama Leyla bunların hiç birini istemez. Leyla bir ara onları yanından uzaklaştırarak yalnız başına kalır. Havada bir bulut görür ve ağlayarak ondan “Ey güzel bulut, Mecnun’umu bulup ona benim ne halde olduğumu, onun için her gün ağladığımı anlat.” Diye istekte bulunur. Leyla kırda gezip dolaşmanın derdine bir çare olmayacağını anlayınca eve döner. Bundan sonraki günlerde Leyla’nın annesi, onu sıkıntısının dağılması için hizmetçi kızlarla beraber sürekli kırlara gönderir. Günlerden bir gün Soylu ve ahlaklı güzel bir kişi av yaparken kırda gezen Leyla’ya rastlar ve Leyla’dan bakmaktan kendini alamaz. Bu kişinin adı İbn-i Selam’dır. İbn-i Selam Leyla’ya âşık olur ve onunla evlenmek için Leyla’nın babasına elçiler gönderir. Leyla’nın babasına eğer bu evliliğe izin verirse sandıklar dolusu altın ve mücevher vereceğini söyler. Leyla’nın babası bu evliliğe razı olur. İbn-i Selam da söylediği her şeyi ona verir. Bu evliliğe Leyla’dan başka herkes sevinmektedir.

   Mecnun’un tarafında ise değişen hiçbir şey yoktur. Mecnun çölde vahşi hayvanlarla birlikte dolaşmakta ve her an Leyla’yı anıp ondan bir haber almak için çareler düşünmektedir. Bu sırada Mecnun’un Leyla’ya olan bu büyük aşkı her yerde duyulmuştur. Her mecliste bu aşkla ilgili hikâyeler anlatılmakta şiirler okunmaktadır. Bir gün Nevfel adında adaletli bir kişi bu hikâyeleri ve şiirleri duyup çok etkilenir. Böyle büyük bir aşka sahip kişiyle tanışmak ister. Adamlarını yanına alıp çöle, Mecnun’u aramaya gider. Nevfel, Mecnun’u çölde vahşi hayvanlarla birlikte otururken bulur. Nevfel, Mecnun’la arkadaş olur ve ikisinin dostlukları başlar. Bu dostluk biraz da olsa Mecnun’un derdini hafifletir. Nevfel, Mecnun’a, onu en kısa zamanda sevgilisine kavuşturacağını söyler. Mecnun, kendisinin talihinin kötü olduğunu, Leyla’ya kavuşmasının imkânsız olduğunu söylese de Nevfel, onu “ Gayretli ve cesaretli ol. Leyla’nın kabilesi bana dost olursa işimiz kolay olur.” diyerek ümitlendirir. Mecnun çok sevinir. Onun söylediklerinden kuvvet alarak eski alışkanlıklarını terk eder. Saçını, sakalını ve tırnaklarını keser, güzel ve temiz elbiseler giyer. Leyla’ya kavuşacağı günü beklemeye başlar.

(Bir şeyden) tat almak: Hoşlanmak, mutlu olmak.

(Bir işi yapmaktan) kendini alamamak: Bir işi yapmaktan vazgeçememek

Haber almak: Bir kişi veya olay hakkında bilgi sahibi olmak

(Birini/bir şeyi) yanına almak: Beraberinde götürmek.

(Birinden/Bir şeyden) kuvvet almak: Birini ya da bir şeyin yardımıyla gücü artmak. Kuvvetlenmek.