Leyla ile Mecnun’un Buluşması

 

   Mecnun’un Leyla’ya yine kavuşamaması onu çölde Nevfel’i tanımadan önceki hayatına geri dönmüştür. Her gününü Leyla’yı düşünüp ona kavuşmak için dua ederek geçirmektedir. Mecnun, bir gün çölde dolaşırken şehre doğru ilerleyen biri yaşlı diğeri genç olan iki adamla karşılaşır.  Genç adamın elleri zincirle bağlıdır. Yaşlı adam ise onun zincirini tutmaktadır. Mecnun, yaşlı adama yanındaki adamın kendisine ne kötülük ettiğini, onu neden zincirle bağladığını sorar. Yaşlı adam, “Bu adam bana bir kötülük etmedi. Aksine iyi bir insandır. Ben esirciyim, esir alıp satarım. Bu genç de benim esirimdir.” diye cevap verir. Bunu duyan Mecnun, yaşlı adama “Doğrusu esirlik âşıklara layıktır, genç adamı serbest bırak, onun yerine beni esir olarak al.” der. Bunun üzerine esirci, genç adamı serbest bırakıp Mecnun’u esir olarak yanına alır. Yaşlı esirci, Mecnun’un ellerini zincirle bağlar ve birlikte yola çıkarlar. Mecnun, esirciye zengin bir kabile bildiğini o kabilenin bulunduğu yere giderlerse kendisini yüksek bir ücretle satabileceğini söyler. Mecnun’un tarif ettiği kabile tabi ki Leyla’nın kabilesidir. Yaşlı adam ve Mecnun Leyla’nın kabilesinin bulunduğu bölgeye gelince Mecnun koşarak doğru Leyla’nın evinin önüne gider. Orada bir çığlık atar ve bayılır. Leyla bu sesi tanır ve dışarı çıkar. Karşısında elleri zincirle bağlı, hasta ve zayıf Mecnun’u gören Leyla onu hemen evine alarak ona lezzetli yemekler ikram eder. Yaralarını temizler ve ona güzel bir şiir okur. Mecnun bir süre daha Leyla’nın yanında kaldıktan sonra akşama doğru zincirlerini parçalayarak oradan uzaklaşır.

   Çöle dönen Mecnun, birkaç gün geçtikten sonra tekrar Leyla’yı görmek ister. Onu nasıl göreceğini düşünerek çareler arar. Sonunda çareyi kör bir dilenci kılığına girip Leyla’nın evine gitmekte bulur. Mecnun üzerine yırtık kıyafetler giyip aline bir baston alır. Gözlerini kapatır sokaklarda “Körüm, dünyayı göremiyorum.” diyerek bir dilenci gibi dolaşmaya başlar. Mecnun’u görenler onun haline acıyıp doğru söylediğini zannederek ona para, yemek ve kıyafet verirler. Mecnun Leyla’nın evinin önüne gelince “Ey dost!” diye bağırarak sesini Leyla’ya duyurur. Leyla Mecnun’un sesini tanır ve hemen dışarıya çıkar. Mecnun’a yardım olarak yanağını uzatır ve Mecnun onun yanağını öper. Mecnun bir süre onunla konuştuktan sonra yine oradan uzaklaşarak çöle döner.

 

     (Bir yere) doğru: Yön, taraf, istikamet

     Doğrusu: Gerçek şu ki, gerçeği

     Doğru (bir yere, bir kişiye): Hemen, hiçbir yere uğramadan

    (Bir zamana) doğru: Yakın, yakınlarında, üzeri

    Doğru konuşmak: Yanlışsız, yalansız, eksiksiz bir biçimde konuşmak